KIL ÇADIRLARA DÖNMEZSEK BU SEKTÖR KRİZ YAŞAMAZ

01/04/2012

Ali Gül, Gül İnşaat’ı kardeşi Osman Gül ile birlikte yönetiyor. Bugünlerdeki gündemi oldukça yoğun. ‘Otomobil şehri’ diye ifade ettiği Otoport isimli projesiyle son dönemlerde sesini bir kez daha yükselten Gül Eyüp, Bakırköy, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’de yeni projelere yoğunlaşmış durumda.

Asıl büyük projelerini ise yakında açıklamaya hazırlanıyor. Bugünlerde üzerinde önemli durduğu konulardan biri de sektörle ilgili kriz söylemleri. Gayrimenkul sektörünün önünün çok açık olduğundan o kadar emin ki, “Eğer yüzyıllar önce olduğu gibi kıl çadırlarda yaşamaya karar verirsek, işte o gün krizi yaşarız” diyor. Fiyatların ise yükselmek bir yana düştüğünü söyleyen Gül ile doğduğu ve hayranlığının giderek arttığı Gümüşhane’den İstanbul’a uzanan yolculuğunu da konuşup yaşamından önemli kareleri aldık

Yabancı için ne kadar esnemeli? BATI’YA VAR DOĞU’YA NEDEN YOK?

Şu anda mütekabiliyet ilkesi geçerli. Yani, bize konut satana biz de satıyoruz. Satmayana da satmıyoruz. Ama, bugün Suriyelinin İstanbul’dan bir konut ya da mağaza almasının nasıl bir zararı olabilir? Yaptığı tek şey ülkenize para getirmek. Diyorlar ki, ‘Para getiriyorlar ama satın aldıkları yerlerden elde ettikleri kiraları da kendi ülkelerine götürüyorlar.’ O zaman teşvik burada yatırım yapmaları için teşvik edin. Mütekabiliyete rağmen, insanlar gelip buradan türlü yöntemlerle satın alma yapıyorlar. Şirket kurup üzerinden alıyorlar mesela. Ama, satarken de KDV ödemek zorunda kalıyorlar. Yani, gelmemeleri için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Ayrıca, neden bir Alman, İngiliz, ABD’li alabilirken Azerbaycanlı almasın? Mütekabiliyetle ilgili çıkacak yasadan çok umutluyuz. Özellikle Kuzey Afrika ülkelerinden Libya, Mısır, Cezayir, Fas ve Tunus’tan ciddi yatırım olur. Suriye, İran, Irak, Azerbaycan, Türkmenistan, Rusya ve Uzakdoğu ülkelerinden de yatırım gelecektir. Çünkü, herkesin gözü İstanbul’da. Büyük yatırımcıları da bekliyoruz. Özellikle Rusya, Azerbaycan, Katar ve Kuveyt’ten...

Yeni dönem mimarisi 25 KATA BİLE İZİN VERİLMİŞ

Bazı isimlerin ifade ettiği gibi şehrin bir bütünlük oluşturması adına tek tip projelerle yapılandırılmasını doğru bulmuyorum. Bu, mimarın yaratıcı gücünün de tek tip altında öldürülmesi anlamına gelir. Ama, tabii belli sınırlar olmalı. Mesela bakıyorsunuz aslında az katlı yapılanmaların olması gereken bir yerde, mesela Zeytinburnu’nda 25 kata izin verilmiş. Her bölge için yüksekliklerin belirlenmesi çok önemli.

Üretici finansman yapmalı mı? BANKERLERİ ÇABUK UNUTTUK

Biliyorsunuz, bunun nedeni bankaların faizleri yükseltmesidir. Faiz yükselince inşaatçı tüketiciye kredi açmaya başladı. Burada müşterinin, firmanın kim olduğuna dikkat etmesi gerekiyor. Yani, bugüne kadar ne üretmiş, öz sermayesi yeterli mi, projeyi satmadan da yapabilir mi, bu soruların cevabı bulunmalı. Biliyorsunuz bir ‘yap-sat’çılar var, bir de ‘sat-yap’çılar. Sat-yap modelindeki sıkıntı, projenin tamamlanamama ihtimali. Sonuçta kimse kendi ismini lekelemek istemez ama, müşteri, yine de dikkatli olmalı. Biz, çabuk unutan bir milletiz. Banker olaylarını, kooperatif olaylarını yaşadı bu ülke. İnsanlar, ‘ucuz konut’ diye bu insanlara aldandı. Dişinden tırnağından artırdıklarını kaptırdılar.

Fiyatlar şişti mi? ARTIŞ BİR YANA GERİYE BİLE GİTTİ

Geçen yıl ile bu yılki fiyatları karşılaştırırsanız, bir artış olmadığını ve hatta geriye gidiş olduğunu görürsünüz. Mesela Esenyurt’ta fiyatlar geriye gitti. Beylikdüzü’nde fiyatlar yerinde saydı. Zaten fiyatlar, geçen yıl da yüksek değildi. Bu arada söz bu bölgelere gelmişken insanları da uyarmak istiyorum: Koca koca ilanlar veriyorlar ve projelerinin yeri olarak Bahşehir’i gösteriyorlar. Oysa ki projenin yeri Esenyurt veya Beylikdüzü. Aradan bir cadde geçiyor mesela, karşı taraf artık Bahçeşehir değil. Konutları gerçekten de Bahçeşehir’de mi, iyi araştırsınlar.

Kriz kapıyı çalar mı? OTAĞLARDA YAŞANACAKSA...

Sadece bir koşulda çalar. Eğer insanlar eskiye döneceklerse yani, kıl çadırlarda, otağlarda yaşayacaklarsa sektör krize girer.

Arz, talebin üstünde mi? SAĞLAM?KONUTTA?ARZ?DÜŞÜK

Hayır. Çünkü, İstanbul’da binlerce depreme dayanıksız konut olduğunu biliyoruz. Böyle düşündüğünüzde sağlam konut sayısı açısından bir yetersizlik var. İnşallah büyük bir sorun yaşamadan hepsini dönüştürebiliriz.

Şehri yıkmak ve yeniden yapmak DAHA KÜÇÜK DAİRE VERİLMEZ

Şimdilik kentsel dönüşüm için dört ilçe pilot bölge seçildi. Buradaki uygulamalar, büyük dönüşümde olabilecek sorunları ve getirilebilecek çözümleri ortaya koyacak. Dönüşüm, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yönetiminde olacak. Ama, çok zor. İnsanları tahliye etmek bile büyük bir sorun. Ayrıca, insanların kafalarındaki sorulara cevap verilmesi gerekiyor. Kendi yerinden mi konut alacak yoksa başka yerlerden mi konut verilecek, bu cevaplandırılması gereken önemli bir sorun. Yine, daha küçük bir daire verilebileceği konusunda da endişe yaşanıyor. Bence, 100 metrekarelik bir daire karşılığında asla 50 metrekarelik verilmeyecektir. Yeter ki, mülk sahibi 200 metrekare istemesin. Ne kadar zor olursa olsun dönüşüm İstanbul için kesinlikle gerekli...